29.07.2011

Hayal Dediğin Ne ki?


Hayalleri olmayan insanlardan hoşlanmıyorum. Bir heves olmalı insanın gözünde ışıldayan… Bir gaye olmalı ona ulaşmak için enerji verdiren uğraş bulduran… Yoksa hayat zaten akıp gidiyor ki… Umarsız, sıradan, vasat… Elinde gayretle dantel dokuyan ablaya sonsuz saygım var mesela; tabi buna bir amaç katmışsa. Bahariyenin atmosferine gitar sesi karıştıran kişiye sonsuz saygım var; tabi buna bir amaç katmışsa. Yaz tatilinde su satan çocuğa da saygım var; eğer hayalindeki eşyaya kavuşacaksa…

Bir mühendis olursun, bir doktor, avukat, esnaf olursun, işçi ya da her neyse işte ne olursan ol evle iş arası rutinlikten arınmalı hayat. Hep böyle olmak zorunda değil ki. Hayaller besledikçe var ve amaçlar siz istedikçe gerçekleşir. Fatura ödemekten başka nitelikleri de olmalı insanın. Yoksa hayat sizin bütün enerjinizi, hayallerinizi zamanla çeker. Bir gün sorar birileri benim gibi; en çok neyi istiyorsun diye; verdiğiniz cevap koca bir hiç olmasın… Hele bir hayalim yok hiç demeyin!

Velhasıl İdealleri olmalı insanların. Çabaları ve sonuçları olmalı. Sadece kaldırım taşında oturmak olmamalı, amaçsızca… Bir isteği olmalı ve bunun nasıl gerçekleşeceğini başkasının eline bırakmadan bulmalı. Nefes alırsın o zaman. Ben yaptım dersin. Ben yaptım demenin verdiği özgüveni kimse sana yükleyemez. Yapınca anlarsın hayal ne elde etmek ne başarmak ne…

Dene de gör...

24.07.2011

Fotoğraflar Yalan Söylemez

Bu güzel aile fotoğrafı için
 Orhan arkadaşıma Teşekkür ediyorum...
En son bir aile fotoğrafı ne zaman çektirdiniz hatırlıyor musunuz? Eğer hatırlamıyorsanız siz de bendensiniz demektir. Bir ailenin gidişatını ele veren en önemli parçalardan biridir fotoğraflar. Aile saadetinin nerede kaldığını resimleyen son fotoğraftır aslolan… O kare içerisindeki insanlar o kadar gerçektir ki, üstüne ne söylenirse söylensin yalandır. Biz mutluyuz imajı çizen ailelerin fotoğraflarına bir bakın gerçeklik ayan beyan ortadadır… Katınılması icap eden zoraki sosyal birliktelikler haricinde toplu fotoğrafı olmayan aileler sahtedir, yalancıdır.

Durup bir düşündüm ailemle en son ne zaman bir arada mutlu bir zaman geçirdim diye. Sonrasında çok ama çok uzun zamandır hiç aile fotoğrafı çektirmediğimizi/ çekmediğimizi fark ettim. Belki dört yaşında belki de beş yaşlarımda… Bunun anlamı çok büyük bende. Bu demek oluyor ki, ben aile kavramını ne zaman kavramaya başladıysam o zaman yok olmuş her şey. O son kareden bu yana her şey o kadar çok
değişmiş, o kadar çok aile olmaktan uzaklaşmış ki… Şimdilerde nerde bir aile fotoğrafı görsem, mutlular mı diye dikkatlice bakarım. Eğer fotoğrafların çekimi yakın tarihi gösteriyorsa, o çocukların şanlı olduğuna inanırım.

Diyeceğim o ki; Son aile fotoğrafı bir ailenin tüm hayatını anlatır. Bir insanın mutsuzluğunun ne denli ailevi olduğunu öğrenmek istiyorsanız önce fotoğraflarına bakın…

Fotoğraflar asla yalan söylemez…

21.07.2011

Şimdiki Zamanın Geçmişi

Ben biliyorum! Yaşlanmışsın diyeceksin bana. Gözlerin her zamanki gibi güzel ama yüzünde çizgiler biriktirmişsin diyeceksin. En son gördüğünde hayalleri olan, dershane yollarında mutlu, sevinçli hatta işi gücü bile olan bir insandım.

Yıllar eritti beni. Sen ne kadar yoksan ve yokluğunun sararan sayfalarında ne kadar bıraktıysan, işte o kadar cümle biriktirdim. Biriktirmekte yetmedi, herkese ilan ettim. Ben tükenirken herkesi buna şahit ettim. Yüzümdeki her çizgi mutsuzluğun çizgisi… Çünkü yokluğundan beri mutlu olmak için hep daha az sebebim oldu. Az sebepler azalttı her şeyi birde bakmışsın ki kaçmış bütün trenler. Umut denen şeyin anlamı hayatımla birlikte yok olmuş. Sevgiyi yedire yedire işlediğim kâğıtlardan kocaman bir kalkan yaptım kendime. Kimse sen olsun istemedim. Çok yer gördüm sensiz. Senin olmadığın senli bir sürü anım var. Hayatı tek kişiyken çift yaşayanlar safında çok zaman geçti… Yalnızlığın dilini çözdüm ben. Artık daha iyi geçiniyoruz. Zamanla sızlatanların yeri uyuştu artık, acıtmıyor. Buna da alıştım sanırım. Yüzümde, hayatımda kocaman çizgileri olsa da sanırım hepsine alıştım. Yaşam beni nereye ittiyse senden sonra hiç karşı koymadım.

 Sen hep içimdeydin ve hep öyle kalacaktın.

Çıkma sakın karşıma! Onca zamandan sonra… Öylesine yorgun ki kalbim, bedenim. Ne seni ne de yeni bir düzeni kaldıramaz. Ben seni sensiz öyle benimsedim ki. Sakın gelip de yeniden canımı acıtma… Yüreğine sonsuzluk senli düşleri başka âlemlere taşıyorum.

Sana senden daha yakınım ben. İkimiz içinde sonsuzluk diliyorum…



20.07.2011

Gidememek

"Ben, ne zaman O’nun elini bıraksam yetim kalmış bir çocuk gibi bakıyor gidişime. Bir kez olsun giderken arkama bakmasam, beklide hiç acımayacak bu kadar içim… Kahretmeyecek bakışlar. Merhamet ve sevgi arası vicdan muhasebesinde tüm parmaklar beni suçlu göstermeyecek… Bu kadar ağır olmayacak veda cümleleri kurmak.

Ah! Bir kez arkama bakmadan gitmeyi başarsam…

Aslında gitmem gerektiğini biliyorum; olması gereken de bu. O da biliyor bunun böyle olduğunu. Alıştık galiba biz birbirimize... Hem de çok alıştık. Ne kalmayı ne gitmeyi beceremeyişimizin tek sebebi bu… Küçük hayallerimiz uzun birlikte geçecek koskoca bir ömrümüz vardı hâlbuki. Vardı… Var olduğuna o kadar inanmıştık ki… Koca bir suskunluğa bırakıyoruz bazen her şeyin yerini. Sadece üç beş günde bir cümle sonrasında yürek sızlatan “gel” bakışları… Yeri değişmiş sevgilinin. Alışkanlık sevginin önüne öylesine geçmiş ki… Ellerin ayakların dinlemiyor seni cümleler olması gerekene yaklaşmıyor. Duygulara bir adım uzak mantığa bir santim yakın olabilsem…

Bir anlık duygusallık en baştan başlatıyor her şeyi. Ben güçlü olmayı başaramadım belki de… Bir gün gidicem diyorum her seferinde. Bu sefer arkama bakmadan… Yüzünün hayali gidecek hafızamdan. Ses tonunu sana benzeyen birini duymadıkça hatırlamıcam.

Bir gün gidicem arkama bakmadan. İsmini silicem telefondan. Belki başka şehirlere gitmek icap eder. Belki daha çok uğraş bulmalıyım kendime. Aklıma hiç gelmemen için daha çok çaba sarf etmeliyim. Gitmek ve sonrasındaki her şeyi yapmak için kararlıyım ben yeter ki sen o hüzünlü bakışlarla bana ihtiyacın olduğunu hissettirme. Yeter ki sen bana gel dercesine bakma. Yeter ki bensizde iyi olabileceğini göster bana!

Yeter ki…

Yeter ki her gidişimde kal! Deme bana..."


Bizi Ayır(an)

Aynı gökyüzünü paylaşmak, aynı şehrin havasını soluyor olmak bile yeter sevgi dolu ve özlem çeken kalplere… Hep öyle denir ya hani… O denilen bir su serper ya, ümit doğurur ya hani…

Bu cümleler mevsim geçirmiş, ay geçirmiş, yıl geçirmiş özlemlere/sevgilere etki etmez. Etki edemedikçe küçülür hayaller. Gönlüne sığamayan o kocaman hayallerini avucunun içinde suç unsuru gibi saklamaya başlarsın. Sen onları saklanası kıldıkça iyice küçülür ve bir vakit kayboluverir sıkıca kapanmış ellerinin teri içinde…

Eğer nasipte, kaderde yoksa burnunun dibindekilere hasret çeke çeke ölebilirsin. Eğer yaşanacak bir gerçek günün imkânı yoksa gecenin uykusundan, sabahın güneşinden vazgeçebilirsin… Her şeyin çözümü olduğuna inanamıyorum ben!

Sevdiğim insanın ölümüne mi yoksa iyileşmesine mi şahit oluyorum bilmiyorum. Bildiğim tek şey, ben her koşulda acı çekiyorum. Ruhumun derinliklerinde bir evlat gibi besleyip, şefkat ile alnından öpüyorum…
Seni çok seviyorum.



18.07.2011

Sevmek Yetmezmiş


Sevmek yetmezmiş mutlu olmak için.
Sağlıklı olmak, özgürce koşabilmek lazımmış sevgiliye…
Bütün özlemli cümleleri kaldırmak gerekirmiş bir bir.
Sevmek yetmezmiş tek beden olunca…
Kavrayamadıkça senden daha sıcak ya da soğukça bir eli…
Dokunamadıkça, tutamadıkça sımsıkı benimseyerek…


Yetmezmiş sevgi, yüklenince her gün ayrılık ateşi.
Savuramadığın dumanlarda boğulunca ve ansızın sızlayan bir yüreğin yorgunluğunda kalakalınca…
Yetemiyormuş sevmek işte!
Şefkatle büyüttüğün sevgili bir çocuk gibi yalvarsa da…
Anne gibi yüreğinde hissettiğin boşluğu dolduramasan da…


Değilmi ki sevince her şey aşılır derler (!)
Yokluk bilmez ki damarlarındaki özlem nöbetleri…
Bizi çok kötü kandırmışlar sevgili…