21.10.2011

Mektuplarım (1)

Ne hayatın cilvesi ne de hayatın güzellikleri umurumda. Hayatta bu sahtekarlıklar, nankörlükler, bu riyakarlıklar olduğu sürece de zaten umurumda olması beklenemez benden. 
Güzellikler varsa bir kaç asır ötesinde ufuklarda, uzaklarda, fersah fersah öte diyarlarda olsa gerek. 

Yazdıklarımı ne kadar okuyacağın şaibeli. Ne kadar samimiyetle okuyacağın da. Belki de okuyup geçeceksindir. Belki de acı çekmekten hoşnut olan bir insan kisvesi yapışacaktır alnıma güzel insan.

Ben seviyorum seninle paylaşmalarımı. Seviyorum seninle olan irtibatlarımı. Seviyorum seninle olan seviyeleri. Düzeni, intizamı, ve de insanlık namına olan kuralları. Bütün hacmiyle seviyorum. biliyorum senle olan o ahenki, ve de biliyorum seninle olan o melodiyi. Seninle güzel bir enstürmandık biz. Detone olmadık hiç, akordumuz da hiç bozulmadı. Ama hayat söylüyordu şarkıyı. Ve de sanırım detone olan oydu. Tüm nefis orkestramıza rağmen ona layığı ile likayatli olamayan seslendiriciydi...Biz değildik. 

Ya pes kaldı, ya da oktavını ayarlayamadı bizim melodimizde o hayat. Olansa biz müzisyenlere oldu. Sen kemandın bense viyola. Ne kadar da uyumluyduk oysaki. Ama sesi kötü bir akor geldi ve bu büyüyü bozdu. 

Şimdi yaylarımız kırık, notamız pespaye, argümanlarımız flu... Kaldık öylece biçare....Ama gel gör ki ne çare...

Ama istemem ikinci yayın / senin / kırık olmasını. İstemem notaları eksik bir şarkı. Ve de istemem kırılganlar senfonisine senin de katılmanı. Sen hep gül. hep tebessüm et. hep iyimserliğini ve güzelliğini koru. Unutma bunlar en çok sana yakışıyor. En çok da içtenliğin. Ve de en çok samimiyetin. Ve de en en çok iyimserliğin....Bunların hepsi sende kalsın. Kimseye de verme. Kucakla ve kollarının arasına al bunlar benim de. Ve daima sende olan varlığını benliğini korusun...

Yok yok yanlış anlama. Sitem değil bu yazdıklarım. Tamamen iyimserliğim ve seni severliğim... Bunu hep böyle düşün olur mu... Sakın kırıcı olma ve kırma. Ve de rahat ol her zaman söylediğim gibi. Ben sana hiçbir dönemde hiçbir şartta hiçbir koşulda kırılamam. Ne yaparsan yap, bir dağa taş bile olsan, bir hava akımında ters rüzgar etkisi olsan da, stabilize yola inat asfalt olsan da , bir güle inat papatya olsan bile, her ne olursan olsan bile ben sana her zaman değer veriyorum. Ve her zaman seviyorum bunu asla ve asla unutma olur mu..

Not : Biliyorum ki bu mailimin çoğu kısmını es geçip yanıtlayacaksındır. ( sitem değil, gönül ister ki es geçme ) Ama olsun. Sen böyle de iyilerin iyisisin. Bunu unutma. Kaşif olarak görürsen bunu evet ben bunu sende keşfettim. 

Selametle.
Yazan: Hasan Akbaş

8.10.2011

Bütün Hayaller Renkli Bir Balonla Başlar...


Bütün hayallerin başlangıdır bir balon. En çok şenliklerde satın alınırdı küçükken, hep şu hayal edilirdi: Amcanın elinden balonların hepsi kaçsa ve gökyüzünde çok uzaklara doğru yol alsa... Tıpkı gökyüzünden kaybolana kadar uzaklaşan uçurtmalar gibi. Nihayetinde bu bir kere bile gerçekleşmemiş olmasına rağmen bunu hala aklımdan geçiririm. O zaman da bununla sınırlı kalmadı balona yüklenen umutlar. Gururla taşıdım hep ve asla renksiz olanını elime almadım. Beyaz saflık, iyilik, güzellik demekmiş hikaye... Rengi olmayan balona balon mu denir. Umutları simgeler, yer yüzündeki heveslerin gökyüzüne bakan tarafıdır o. Belki bu yüzden dikkat ettiyseniz hep en sona beyazlar ve siyahlar kalır. Aldığın en büyük balon en çok mutlu olduğun balondur sebebi ise sadece ayağını yerden kesebilme ihtimalinin umududur. Yaşanacak ne varsa hepsini balonlara yedirerek büyüdük biz. Bir simit bir balona bütün yaşama sevincimizi verdik. Sadece o mu, renkli kilotluçoraplar yeni önlükler bizi herşey mutlu ederdi. Fakat bir yeniliğin mutluluğu ile umutların yeşerdiği araçlar hiçbir zaman aynı kefenin sevinci olmamıştır.Bir oyuncak bebekle bir balonu kıyaslamam bile... Gökyüzüne yükselen herşey yerde kalabilenlerden ayrılır benim için. Çünkü ben en çok gökyüzüne yükselenlerin üstünden hayaller yeşerttim. İlk onlarla araladım hayallerimin kapısını. Ve anladım ki bir balonla kurulan hayaller hayatından ansızın çıkabilir.Herkes gibi... Herşey gibi... Nasıl umut etmenin inceliklerini keşfettiysem yok olabileceklerine de öylece razı oldum ben. Bir balon kadar özgür düşünüp yükseklere gözümü diktiysemde yok olabilme ihtimalimlede hep alçaklarda kalabildim... Hayat gerçektende renkli başlar ve bir balon edasında sevinçle asılırsın iplerine, sonrasında kaybetmek korkusu zuhreyler... Halbuki daha en başında renkliliği kadar renksizliğine de kanaat getirsen anı yaşaman gerektiğini bilirsin. Tadını çıkarır varlığından mutlu olur ve bir gün yok olduğunda o kadar da üzülmezsin...

Ya da en başından beyaz balonu tercih etmelisin. Ya da hiç baloncunun yanına ilişmemelisin. Belkide bunların hiç biri sana göre değildir...

6.10.2011

Belimi Büken Sessiz Ağırlıklar...


Ahh nerelerdesin... Canım, cananım, hayat arkadaşım... Başımı yastığa içim içime sığamadan sevinçle koyacağım sırdaşım, yarenim, en büyük gönül bağım...

Uzunca zamandır bekledim iyleşmeni. Uzaklıkları bekledim, yolların küçülmesini bekledim, güven duydum, hayalinle uyudum, ben seni hiç yalnız bırakmadım sevgilim... Ufacık bir şey di bizim hayalimiz. Sence ufacık olanların bence hayatımın merkezinde bir yeri vardı halbuki. Bayanlar daha çabuk kapılıyor duygu seline. Ömrünün son insanı oluveriyor karşısında gönül bağı kurduğu kimse... Sen hep sevgili olarak kalacaksın, sevgili... Ben biliyorum hiç biri gerçek olmayacak o hayallerin... Ben biliyorum sen hiç güçlü karaktere sahip bir insan olmayacaksın. Ama biliyor musun tek taraflı güçlü olmak işe yaramıyor. Tek taraflı mücadele işe yaramıyor...Tek taraflı sahiplenmek işe yaramıyor hele de sahiplenen erkek değil bayansa hiçbir işe yaramıyor:(

Erkeğin gücü bayanın duygusallığı ile birleşmeyince hiç bir yürek kavuşamıyor... Ben biliyor ve inanıyorum ki eğer bir şeyi canı gönülden inanarak ve tüm benliğinle istersen Allah muhakkak onu sana veriyor ama şunuda maalesef iyi biliyorum ki bir isteğin içerisinde iki kader varsa iki kişininde aynı şeyi aynı arzuyla istemesi gerekiyor.

Tek taraflı istekler kaderi değiştirmeye yetmiyor... Tek  başına hiç bir sevgi yüreğin sevincine gerçeklik karıştırmıyor...

İşte öyle...

5.10.2011

Gün Olur Bu Rüyadan Bende Geçerim O Gün Sende Bitersin...

Olmuyor...
Ne yapsam olmuyor...
Çok mu gördün hevesleri...
Hasret senden yana sevda senden yana,
Değişmedin kaderim.
Hep mi hüsran bana hep mi veda...
Yok mu sende hiç deva!

Her aşk mücadeleler yüzünden kan ter içinde kalır ve dirayetsiz kalıp boynu bükülen sevgi, çaresizliğe teslim olup bitti der. İki kişiden biri sinirini kötü sözlerle atar dışarı ve ayrılık her zaman sevginin kalbini kırarak biter... Sevginin kalbini kırmak, kainatın ahını almaya benzer. İki taraftan biri için bunun bir bedeli olur. Ömür boyu boğazında gizli bir el... Belkide böyle hayal etmek onun bu histen kurtulamayacağını bilmek iyi hissetmeye neden olacağından hep böyle olacağını düşünürüm...

Dur! dedim.
Durduralım dedim. Çünkü her aşk bir yol bulup akmak ister. Bulmak ister kendini yeri olsun, adı olsun, duyulsun ister... Ve bir kişi hep basiretli çıkar yaşanılacağı önceden sezer burdan sonrası bize hayır getirmeyecek bitmeli der... Yaşananlar anlamlıydı ve öyle kalmalıydı... Herkes olmamak için ağır başlı ve iyi günün hatrında anlamlı sonlanmalıydı...Anlatamadım. O da anlatamadığına inandı. Velhasıl biz birbirimizi anlamadık. Kimin haklı olduğunun hiçbir önemi yok! Sevginin boynunu büktük biz.
İstemeden...
İyi bitsin demekle olmuyormuş. Ayrılık her zaman sevginin kalbini kırarak bitiyormuş.
Keşke bunu hiç öğrenmeseydim...

*Dinlenesi
*Dinlenesi
*Ve bir şiir...