2.12.2011

Çocukluğumun Kedileri...

Günün büyük bir bölümü dışarılarda sürtmekle geçiyordu. Şikâyetçide değildim, hele karanlığa kalmak daha bir keyifliydi nedense. Çingenelere çok yakın oturuyorduk. Rahat insanlara özentim o günlerde başlamıştı sanırım ama hiç onlar gibi olamadım. Hala daha birçok heveslendiğim durum içinde yer alır "rahatlık..." Arka mahalleye geçmem yasaktı önceleri ölürdüm sıkıntıdan. Evimizin hemen karşısı askeriyenin tel örgülerine bakardı. Asker amcaları görürdük nöbet tutarken. Herkes arka mahallede oynarken ben böyle saf salak çocuklarla artık bahtıma kim düşerse onunla oynamaktan bayağı mutsuz, depresif olmaya başlamıştım. Öyle canım sıkılırdı ki gidip nerdeyse nöbet tutan asker amcalarla konuşucam o derece.

Neyse ki çok kalmadık o mahallede Allah yüzüme güldü de arka mahalleye taşındık, bundan sonra kim tutar beni; geceyi sabah edicem bıraksalar. Bu kadar oyun yetmezmiş gibi bulduğum bütün boş zamanlarımda uzunca balkonumuzun altına ve yan komşunun duvarının ötelerinde peyda olmuş kediciklere bakıyordum. Sesimi nerden duysalar akın akın geliyorlardı. Peynir derdine düşmüş aç zavallılar sanki benim için geliyorlarmış gibi bende bir havalar bir havalar. Uzunca bir zaman besledim ben bunları, önceleri kimse anlamasın diye ufak ufak evden arakladığım peynirler zamanla ne eve ne de kedilere yetmemeye başlayınca benim kedi maceram artık evde gündem konusu olmuştu. Önce babam çekti kulaklarımı sen deli misin o kadar peynir kedilere yedirilir mi dedi. O zamanlar kıt kanaat geçiniyoruz babam atölye işletiyor yazın iş var ama kış dedi mi dibine kadar sıkıntı çekiyoruz. Benim algılar açık her şeyi fark ediyorum fark etmediğim tek şey geçinmenin ne denli zor olduğu ve peynirin kilosunun ne kadar olduğu... Bedava ekmek bulmuşçasına dağıttığım peynirlerle kaç aile doyardı bilemiyorum. Babam uyarınca peynir araklama oranında gözle görülür bir azaltma yaptım fakat yine taşımaya devam ediyorum. Besleye besleye hepsi topaç gibi oldu büyüdüler kocaman oldular.
İncik boncuğuna çok düşkün bir çocuktum ben. Öyle böyle değil. Takıp takıştırayım, sürüp sürüştüreyim diye aklım çıkıyor. Teyzem bana afilli bir kolye hediye etmişti bende ne akla hizmet kedinin boynuna geçirdiysem baktım kedi aldı başını gidiyor. Bende bir feryat bir figan! Tuttu teyzem aldı kolyeyi kedinin boynundan çok kızdım ben ama... Nasıl olurda alır kolyemi gidersin diye kediye trip atıyorum. Zaten bir daha da görüşmedik kendileriyle. Nasıl bir öfke duymuşsam kedilerle münasebetim o gün bitti...
İyi ki o günlerde doya doya yaşamışım hayvan sevgisini. Şimdi hiç böyle heveslerimin olmamasını o günlerde gösterdiğim ilgi ve alakaya bağlıyorum... Demek ki iyice sıkılmışım artık, kolyede bahane olmuş. Sonrasında daha değişik yeni keşifler yapmaya başladım ve hiç biri bir diğerini aratmadı…

Yazan: Amak-ı Hayal (Hayal Derinlikleri)

Bu arada favorim iran kedileri bana kimse siyam’ların sempatikliğinden bahsetmesin!

4 yorum:

  1. Bütün kedileri severim ben. Kedileri seven bütün insanları severim ben. Kedileri sevenleri seven insanları severim ben. Ben de kedileri severim. Ben de kendimi severim.

    YanıtlaSil
  2. :) Kolye kedi boynuna asılır mı :) Ahh bizim kedi kendine evde ne oyuncaklar buluyor bir bilsen...

    YanıtlaSil
  3. asahhara:

    ben evde besleyemediğim için dışarda oyun anca bu kadar oluyordu:)

    Ben değer verdiğim bişeyin onda şık duracağını düşünmüştüm ama alıp gitmeye kalkınca işin rengi değişti tabi :P :):)

    YanıtlaSil

Paylaşmak Güzeldir ;)