23.03.2012

Depresif Oyun Parkı (2)


O günü kolayca unutmak o kadar da mümkün değil. Beş yaşına gireli henüz üç gün olmuştu. Marketten Kerim için çilekli süt kendim içinse pasta malzemesi almıştım. Bütün gün çilekli süt diye başınım etini yiyen o değilmiş gibi, parktaki arkadaşlarını görünce tutuşturuverdi elime süt kutusunu. Gözleri parladı tam takım herkesi oyun parkında görünce. Çekiştirmeye başladı eteğimden ve üç parmağını gösterip bu kadarcık oynayayım sonra eve gideriz n’lur dedi. Bilir ki aslında akşamüstü oyun oynamaya çıkmayız evden. O saatte yerler mühürlenir. Hem anneler yemek yapar o vakitte hem yemek yapıp hem çocuklarını kontrol etmek zordur. Ben olmaz dedikçe çilekli süt inadı oyun inadına dönüştü. Tamam, ama az dedim. Şirinliğine dayanamayıp girdik parka. Emektar bankların ağlamaklı yüzünü görmemezlikten gelerek oturdum eğreti. Oturduğunda anlıyor insan, günün ne kadar yorgunluğu varsa yerleşiyor banka yavaş yavaş. Bir rehavet çöküyor insanın üstüne. Elimdeki poşetleri bankın uygun bir köşesine yığıp başladım çocukları izlemeye. Ne çabuk büyüdü hepsi gözümün önünde. Çocuklar ne kadar çabuk büyüyor. Büyüdükçe zorlaşıyor hayat. Büyüdükçe gidiyor sevinçler. Memnun etmekte edilmekte zorlaşıyor. Kontrol elinden çıkıyor. Sevgiyle kurduğun bağları gün geliyor sevgiyle bile yönetemiyorsun. Ve sonra soruyor insan kendine saygıya bağlı sadakatin damarı hangi hissin üzerinden geçiyor? Mutluluk bir anne için çocuğunun diş çıkarmasıdır, ilk adımıdır, giysilerinin küçük gelmeye başlamasıdır, yardım edicem diye ıslak bir bezle peşinde dolaşmasıdır.

Dalmışım…

Kerimin çığlığıyla irkildim. Can havliyle vardım yanına, kucağıma aldım. Etraftaki olayı özetlemeye çalışan kadınlar, çocuklar endişeli halleriyle korkumu daha da çoğalttılar. Handan fena düştü çocuk, kaydırağa binmek için merdivenleri tırmanıyordu son merdivende ayağı takıldı yere düştü. Gerçi kum bir şey olacağı yoktu da kafasını demire çarptı dediler… Gözümün önünde nasıl düştüğünü görmedim oğlumun. Etraftaki sesler birbirine karıştı denilenlerin hiç birini anlamadım. Taksi çağırmışlardı bindik gittik hemen. Tansiyonum yükselmiş. Hipertansiyon hastası olarak sıkıntıya hiç gelemem zaten. Stres en büyük düşmanım. Kaç kez acilde direkten döndüm. Tansiyon hapımda yanımda yok hastaneye kadar zor dayandım. Kerim’e ne olduğunu hiç bilemeden uzun uzun uyutmuşlar beni. Rahat rahat uyuduğum sessiz bir odada açtım gözlerimi. Şimşek gibi indi beynime tüm olup bitenler. Başımda bir doktor uyanmamı bekler gibi dikmiş gözlerini üstüme. Tansiyonunuzu zor dengeledik şimdi beni sakince dinleyin dedi ve başladı anlatmaya.

“Hastanızın geldiğinde gözle görülür bir sorunu yoktu. Başına aldığı darbe yüzünden beyin mr ve tomografisini aldık. Bir sorun görünmüyordu. Müşahede altında tuttuk fakat bir komplikasyon oluştu ameliyata aldık…”

Belki doktordu, belki hemşire, beyaz önlük giymiş herhangi bir kimse de olabilir. O kadar uzatmıştı ki cümleleri sinirlerimi germişti eee diye bağırdım. Hissizce ve sabırlıca baktı sanırım yüzüme “öldü!” dedi. Hiçbir tepki veremedim. Durdum öylece yatağın içinde Bir enjeksiyonla tekrar kapattım gözlerimi. Gözüm kapalı gelen, giden, konuşan ne varsa duyuyordum. Odamdaki kadın bilmiş bilmiş konuşuyordu benim hakkımda. Hipertansiyonu var, kalbi var, kolastrolü var, şekeri de var. Vücudu çok dirençsiz…

Gözlerimi açmadan konuştum kendimle uzun uzun. Sabah evin içinde çilekli süt diye çekiştiren evladını akşama ölü bilmek çok saçma. Yeni aldığımız oyun hamurunun kapağını bile açmadı daha. Yaza sünnet düğünü yapacaktık davetli listesi hazırlıyorduk beraber. Komşunun güzel saçlı kızı Sibel’de gelecekti. Dans edeceklerdi beraber. Anne yazmıştı geçen gün resim kâğıda özene bezene bunu asalım demiştik de bir türlü çerçeveletememiştik. Bir de resim yapmıştı ‘kalpten uçan balon.’ Kalp şeklinde olursa dengesi bozulur uçmaz o demiştim de uçacak diye ısrar etmişti. Onun icadıymış o bulmuş bunu güya. Bilmiş bilmiş konuşmalarından gurur duyduğum oğlum artık yok musun? Ondan mı kalpten uçan balonuna beni almayışın… Ondan mı acaba herkes el sallarken o resimde sen uçan taraftın…

Depresif oyun parkı (1)

Amak-ı Hayal

2 yorum:

  1. Çilekli süt almaya gitmeselerdi.O parktan geçmeselerdi. Durmasalardı o parkta. Düşmeseydi Kerim. Ölmeseydi :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yine depresi bağladım herşeyi.
      Öykü yazmaya, becermeye çalışıyorum sen üzülme emi:)

      Sil

Paylaşmak Güzeldir ;)