16.03.2012

Göz Hakkı


Çalışkan bir insandı babam. Hem memurluk yapardı hem atölyesini işletirdi. Dükkânını mesai saatlerinde açmamasına rağmen sanırım şikâyet edilirdi kimilerince. Tırnaklarıyla kazıyarak derler ya hani, işte öyle bir çalışkanlığın azmiyle edinmişti her şeyini.

Ben bu sebebe bağlamıştım sürekli oraya buraya tayin edilişini. İlçelere gitti önce. Sadece hafta sonu gelebiliyordu eve. Sonra bu yetmedi İstanbul’a gönderdiler. Aylarca uzak kaldık babadan. Zaten çok çalışıyordu zaten göremiyorduk yüzünü İstanbul’a da tayin çıkınca hepten uzak kaldık.

Gönderdiği para zor yetiyordu geçinmemize. Birçok şeyden fedakârlık yapmak zorunda kalıyorduk. 3 kardeşiz üçümüzde küçüğüz. Her gördüğümüzü isteyemeyeceğimizi bilsek de isteklerimiz hiç bitmiyordu. Mutfaktan da kısmaya başlamıştık bu bir çocuk için en dayanılmaz şey bence.

Sık sık anneannemlere gidiyorduk ve akşamları eve yürüyerek geri dönüyorduk. Yine sıcak ve güzel bir yaz akşamıydı. Eve dönerken yolda bir aile gördüm hepsinin elinde haşlanmış mısır. Özellikle de yazın insanların elleri hiç boş olmaz ki; kimileri akşam banklarda çekirdek çitlemek için hususi dışarı çıkar, kimilerinin elinde dondurma kimilerinin elinde ise haşlanmış mısır…

Ama en çok haşlanmış mısırın kokusu sarar ortalığı, mis gibi de kokar. Yoldan o ailenin yanından geçerken istemeden baktım çocuğun elindeki mısıra. Beni fark ettiler. Fark ettikleri halde bakışlarımı çekmedim o çocuğun üstünden aman ne olacak sanki bakamaz mıyım diye de sinir yaptım içimden. Annemden isteyemezdim alamazdı eminim. Ama o çocuğa bakarken de onlardan bir şey beklemedim. Solladık onları iyice vakit geçmeden bir an evvel eve gidebilmek için boyumuzdan büyük adımlar atıyorduk biz üç kardeş. Mısır yiyen yoldaki o aileyle aramızdaki mesafe epeyi açılmıştı. Sonra o çocuktan bir feryat koptu ben düştü diye tahmin ediyorum. Ama nasıl ağlamak ortalığı inletiyor. Sanırım kötü düştü diyorum içimden. Arkadaki seslere kulak kabartıyorum benim yüzümden düştü deyip üzülüyorum.

Annem aldırmıyor durumdan habersiz eve gitmek derdinde, son hız adımlar atmaya devam ediyoruz. Arkamızdan biri seslendi duralım diye. Bir baktım o çocuktan az büyük ablası gelmiş peşimize, koşmuş yakalayabilmek için nefes nefese. Elinde bir tane ortadan koparılmış haşlanmış mısır. Soluk soluğa annemle konuşmaya çalıştı. Abla bunu size getirdim dedi. Annem anlamadı ama ben anladım. Bakamadım kıza mahcup oldum. Göz hakkı dedi ve o mısırı alalım diye çok ısrar etti. Annem aldımı hatırlamıyorum. Asla kabul etmez böyle şeyleri. Aldıysa da ben yemedim eminim. Çünkü o günün mısır kokusunu hatırlıyorum ama o mısırın tadını hatırlamıyorum…

Belki bu yazıya denk gelirsin güzel çocuk. Eğer sende beni o günkü gibi iyi hatırlıyorsan özür dilerim...


(Ben yollarda bir şeyler yemeyi çok severim. Ne zaman elimdeki yiyeceğe bakan birini görsem o günü hatırlar, paylaşmak isterim.)

Amak-ı Hayal

28 yorum:

  1. çocuk neden ağlıyormuş peki ??
    benimde var böyle bir hikayem ama biraz daha farklı, şöyle ki bayramda annenem ve babanneme birer gül almıştık, küçüğüzde o zaman ilkokula gidiyoruz. yolda asyalılar'dı sanırım yabancı bir kadın ve kızı, biz yaşlarda kızda. benim elimdeki gülleri görünce ağlamaya başladı, bizede gülün tekini ona vermek düşmüştü. Ve sadece anneneye gitti gül :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düştü...

      Ama onun düşmesi onlarda da bende de aynı sebebe bağlandı...

      Göz hakkına yorduk bunu kimse kimseye bunu alelen söylemese de...


      Tabii senin hikayen çok daha farklı imiş:)

      Sil
  2. içimi bi hoş ettin be özlem.
    göz hakkı ne çok önemli aslında.vermek,paylaşmak inancımızın da en temelinde.çocuk özleme ve o düşen ufalığa kıyamadım ,cız etti yüreğim.siz çocukluğunuza dönün ben size koçan koçan alayım:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Göz hakkı gerçekten önemli birşeyleri alabilir ve yapabilir hale geldiğimizde yapamayanları ve alamayanları çok çabuk unuturuz. Bu duyarlılığı kaybetmemek gerek...

      Sil
  3. eskiler göz hakkına önem verirlerdi. Hatırlarım çocukluğumuzda sokakta bir şey yedik mi kızarlardı. öyle kendimize yetecek kadar bir şey alıp da arkadaşlarımızla oynamaya gidemezdik. ya herkese yetecek kadar olacaktı ya da evde yenecekti.

    Şimdi her yerde kokular, reklamlar ve asla alamayan ama sürekli bakanlar var.

    Hiç unutmam bir gün bir adam görmüştük. üstü başı dökülüyor, kendisi de çok zayıf. Bir lokantanın vitrinine bakıyordu. Seyrettiği vitrinde piliçler kızarıyordu döne döne.. hayatım boyunca o gördüğüm yüz ifadesini, açlığın bakışını unutamadım. O gün biz kendisini doyurduk ama sadece o gün.. sonra ne yaptı? diğerleri ne yapıyor aklımıza geliyor mu hiç evimizdeki beğenmediğimiz yemeklere nazlanırken?

    Göz hakkı çok önemli.. çok haklısın .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şiddetli açlık ve yoksunluk bambaşka ve mühim bir konu elbet ama büyükler bu durumlarda bir nebze olsun daha kontrollü davranabiliyorlar ama çocuklar gördükleri ve elde edemediklerine kontrollü davranamıyorlar (bakışlarını çekememek gibi) Çocuklar daha mühim bir hal alıyor bu sebeple.

      İlk bahsettiğin durum bizde de geçerliydi bir müddet aslında. Şimdi hatırladım keşke bunuda yazsaydım ya. Oyun oynadığın kişilerin yanına kendi yetecek kadar yiyecekle gitmek bizcede çok ayıptı evde yerdik. KEşke hep öyle kalsaydı...

      PAylaşımın için teşekkür ederim...

      Sil
  4. canım kıyamam.biz küçük bir anadolu ilçesinde büyüdük.kocaman bir bahçemiz vardı annem çeşit çeşit sebzeler yetiştirirdi.misafirliğe gelenlerin ellerine verirdi poşetleri neyden istiyorsanız alın diye.onlar topladıkça domateslerden fasulyelerden annem mutlu olurdu.herkesin nuran ablasıydı.düşünüyorumda annem o zamanlar 26 yaşındaymış...paylaşmayan bir toplum olduk göz hakkı hak getire....sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşmayı sevmeyen bir toplum olduk katılıyorum sana...

      Annen tatlı kadınmış:)

      Sil
  5. Çocuklukta hemen hepimizin başına az çok böyle şeyler gelmiştir.
    Onlarda mısır düşmeden verselermiş ya:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tatlım mısır değil çocuk düştü.
      evet klasik şeyler bunlar bende zaten dipte köşede kalmış herkesin yaşamış olabileceği şeyleri yazıyorum genelde:)

      Sil
  6. Umarım denk gelir bu yazıya o çocuk. Yıllar sonra bunu hatırlayıp özür dilemen çok düşüncelisin.
    Yazıyı okuyunca akşam üzerleri ellerinde herhangi bi yiyecekle dışarı çıkan çocukluk arkadaşları geldi aklıma. Görünce bende anneme dışarda yiyecem diye bi kaç kez çıkışmıştım. Hatırladığım dışarda yenmez canları çeker diye bana bi güzel çıkıştığı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :):)

      Dışarda yenmez..
      Artık bunu kimse önemsemiyor anneler bile..

      Teşekkür ederim umarım denk gelir.
      SEvgiler..

      Sil
  7. Bu yazıda resmen kendimi gördüm. Yaşadığın bu olayı küçükken ben çok yaşardım biliyor musun. Sahilde gezerken elinde süt mısır olan bir sürü insan görürdüm, paramız olmadığı için almazdık. Ne hissettiğini gerçekten anlayabiliyorum. Bu arada paylaşımcı yanını çok sevdim, bu yönünü sakın kaybetme Özlem :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Peki kaybetmem;)

      Aynı dili konuşuyoruz bazen seninle..

      Sil
  8. O çocuk bu yazıyı okusaymış ne güzel olurmuş, etkilendim ben biraz bu yazıdan sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünya o kadar büyük değil:)

      Kim bilir belki de görür..

      Sevgiler..

      Sil
  9. Bir çocuğa mısır nasıl da güzel kokar okurken içim buruldu ah o miniğe imkan olsa mısır verebilsek değil mi? Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O miniğin artık mısıra ihtiyacı yok ama onlardan dışarda çok var neden olmasın? :)

      Teşekkür ederim

      Sevgiler..

      Sil
  10. üff hay allah alsaydın bence.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Ben çok çekingen bir çocuktum.
      Hem öyle öğretilmedi:)

      Sil
  11. Duygulandım...
    Hem senin için, hem düşen için üzüldüm...
    Her çocuğun mutlaka özendiği ama erişemediği bir şeyler vardır hatıralarında...
    Belki de o kadar çok şey canımız çeker ki, normalde bile hepsini almanın mümkünatı yok, ama yiyecek bir şey alamamak konusu üzücüdür...
    Allah olanlara kıymet bildirsin, paylaşmayı akıl ettirsin, olmayanlara da nasip etsin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aminnn

      Sen nerelerdesin ne zamandır yoksun.

      Geçmişte kaldı onlarda lazım hayatta demek ki:)

      Sevgiler..

      Sil
    2. Ben arada kaybolup, arada görünüyorum. :)
      Eskisi kadar online olamıyorum. :( Kusura bakma...
      Selam, sevgi, saygılar...

      Sil
    3. anladım...
      Tamam beni unutma da:)
      Eskisi kadar girememen geçici bir durumdur inş. halledersin.

      görüşmek üzere..

      Sil
  12. ne güzel bir yazı çok içime dokundu

    YanıtlaSil
  13. unutmadım ki iki yorumunu ve kitap sorunu.
    gelicem ki.
    dünden beri zaman bulamadım.
    unutmam ben.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bende tam şimdi geldim iyi denk geldik. Oleyy:D
      Biliyorum sen unutmazsında ben garanticiyim ne olur ne olmaz hatırlatıyım dedim:)

      Sil

Paylaşmak Güzeldir ;)