6.03.2012

İçinde Bir Burukluk mu Var?


İnsan içindeki burukluğun sebebini muhakkak bilir, bilir ama anlamlandıramaz bazen. Toparlayamaz...Bir cümleden oluşan tek bir hamleye oturtamaz.

Burukluk, sönmüş bir ateşin son demleri gibidir. Dışardan bir şey o sönmüşlüğü eşeler altındaki son demlerini oynayan kora ümit verir ya da veremez, ikisi de sıkıntı vericidir… İçin yanar neden yandığını bilirsin ama bilemezsin. Nasıl olur öyle deme. Sen hiç burukluğunun altında kıvranan sancıya kulak verip de cümleye vuramadığın anlar yaşamadın mı? Ya da hiçbir cümlenin, içindekileri tam anlamıyla karşılayamadığı zamanlar yaşamadın mı?

Bir burukluk varsa ve adını koyamıyorsan birden fazla şey var demektir. Hangi birini anlatayım ya da bir şey yok cümlelerinin bağlamında gerilmektir. Bazen yalnız oturduğun bir banktan baktığın deniz elem vericidir. Çünkü içindeki kora değer burukluk hissi verir. Elinde kırmızı balonuyla küçük bir kız çocuğu geçer yanından içini çekersin. Yerde bir silgi bulursun tatlı kokar. Eline bir dantel alırsın annenin sandığı gelir aklına için yanar. Alnını koyduğun seccadede anneannenin emeği vardır her biri ilmeğinde tek tek, canın sıkılır. Bir kurabiye aşırırsın mutfaktan, gevrektir, yerlere dökülür eline bir gırgır alırsın ufacık taneciklerin içinde bambaşka düşüncelere gider aklın. Bir yağmur yağar o günkü gibi ıslatır seni bütün düşüncelerini alsın götürsün istersin. Kimi zaman sevinçten burkulursun kimi zaman üzüntüden.

Olduğun yer, yaptıkların, yapamadıkların, geleceğin, geçmişin her şey bir gün bir burukluğun ufacık bir anımsatmasına teslim olur. Bir kalemtıraşa, bir kokuya, bir figüre, bir dalgaya, bir damlaya, bir söze, bir gülüşe…

Velhasıl sıkma canını derim ben. Hayatının küçük çaplı ama hep geri dönecek bir fırtınasıdır bu. Ya da dalgası… Es, dalgalan ve durul… Burukluk hesaplaşmadır bazen kendinle, bazen de yutamamaktır hep boğazında kalır. İçine kapatır insanı ama lazım değil midir zaten bunlar. İçin de burkulmazsa, o özellikle de tatlı- eskileri nasıl hatırlar insan… Başka çaren yok olaya böyle bak ya da bakma okuyucum ben  belki de saçmalıyorum...
Amak-ı Hayal

9 yorum:

  1. Ah ben sana ne diyeyim ki. Diyeceklerim anlatırmı hissettiklerimi bilmiyorum.
    Belkide tek bişeydir tüm burukluklara bir tek sebep.Belkide birebir hissettiklerini böyle güzel bi yazıda okursun , yutamayıp boğazında kalanlar gelir aklına için burkulur.
    Senin yazını alıp yorum kısmına yazıp sana tekrar okutmak istemiyorum ama bu kısmı beni benden aldı. Benim olsun mu burası :) "Elinde kırmızı balonuyla küçük bir kız çocuğu geçer yanından içini çekersin. Yerde bir silgi bulursun tatlı kokar. Eline bir dantel alırsın annenin sandığı gelir aklına için yanar. Alnını koyduğun seccadede anneannenin emeği vardır her biri ilmeğinde tek tek, canın sıkılır. Bir kurabiye aşırırsın mutfaktan, gevrektir, yerlere dökülür eline bir gırgır alırsın ufacık taneciklerin içinde bambaşka düşüncelere gider aklın. Bir yağmur yağar o günkü gibi ıslatır seni bütün düşüncelerini alsın götürsün istersin. Kimi zaman sevinçten burkulursun kimi zaman üzüntüden."
    O tatlı eskiler hiç gitmesin hafizamdan razıyım iç burkulmalarına ben.Belkide ben saçmalıyorum.
    Yüreğine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlıyorsun bence...

      Sözler yerini bulmuş.

      Sevgiler.

      Sil
  2. Burukluk taa Hazreti Adem ile Hazreti Havva'nın cennetten yeryüzüne kovuluşuyla başlıyor aslında. Burukluk akşam karanlığının perde perde çökmesi gibi, hüzünle üstünle çöküyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel söylediniz hatta benim böyle başlamam lazımdı belki de yazıya:)

      Sil
  3. Oluyor işte bazen insanın içine bir gariplik çöküyor...yaşananlar, yaşanmayanlar veya özlemler bir şekilde hücuma geçiyor..Oluyor ve geçiyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sonra yine geliyor yine geliyor yine geliyor hep pusuda...

      Sil
  4. Kalemin çok güçlü. Ama sen henüz küçüksün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı büyükler hep küçüktür belki de ben onlardan biriyim...

      Sil

Paylaşmak Güzeldir ;)