24.06.2012

Bitti! Buraya Kadarmış Dedim...


Dedim… Dedim de ağzımdaki söze senet olamadım. Ağırlığımı koyamadım gönlüme. Elimi varlığımın ağırlığına katıp vuramadım masalara. Ben sadece bitti dedim. Dediğim gibi olamadan söyledim.

Öyle ki gidişler dönüşlerin bileti gibi oldu. Artık vedalar sadece dolu gözlerle izlendi, özlemler özlemin acısıyla daha çok bağra basıldı. Ama hep bir eminlik vardı. Dönecek kelimesinin eminliği vardı sende. Bu gitmeler kendini kandırmacaydı, çocukça bir oyunun parçası gibi görünen ama her seferinde gerçekten gidilen bir parçaydı.

Zayıfım dedim kendime. Ben en çok sana zayıfım, zaaflarında kaybolmuş bir çaresizliğin, acizliğin katmerli huysuz tadı var damağımda. Sende de var tadıyorum. Kalan olmakta lanetlice... Sabahları sana acıyarak, akşamları kendime acıyacak geçiyor zaman. Yalnız uyumak benim çaresizliğim, ayazım oluyor. Mutsuz kapatıyorum gözlerimi, rüyamda seni görüp sevinemeden geçiyor o karanlık derinlikler. Sabahları yalnızlığa açıyorum gözlerimi bazen geceden kalma ağrılara gebe uyanıyorum. O zaman anlıyorum seni. Anlamak zor geliyor yine… İşte bu yüzden biliyorum zor gecelerin sabahına uyanıyorsun sende…

Buraya kadarmış dedim. Yine geldim, yine gittim… Sorsan hala affetmedim… Hala yaralı bir güvenin kanatlarına sığınıyorum. Bir yanımı ısıtıp öbür yanımı teselli ediyorum. Sağımdan soluma geçmeyenlerin tesellisinde boğuluyorum. Ah ne var ki yinede çekip gidemiyorum, gitsem de kalamıyorum… Kalsam da susamıyorum…



Amak-ı Hayal

12 yorum:

  1. neyse gerçek değil sadece bir yazıymış.
    :)
    eski dertlerinden sandım da bi ara.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdıklarımda bana aitlik çok ufak...
      Nasıl yazmak istiyorsam öyle yazıyorum ama kendimi yazmıyorum artık:)
      Senin gibi kahramanlarım var ama hepsini kendime maal ediyorum:)

      Ha bi de sen burdasın değişik geldi bi an:)

      Hoşgeldin!

      Sil
  2. Ne zaman bitti diyebilir, ne zaman gidebilir, ne zaman kalabilir ve ne zaman susabilir ki gönül. Ne zaman.. ne zaman.. Bir gönül sevdaya tutsak olunca zor bitti diyor. Ve en çok kendisinde tutsak oluyor gönül.
    Tekrar hoşgeldin canım ;)
    Sımsıkı sardım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsandaki aşk beşeriyet için yaratılmamıştır ki bu yüzden Muhammed Bozdağ'ın dediği gibi aşk zor ve tehlikeli bir sınavdır...

      Kocaman sevgiler canımm Hoşbuldum:)

      Sil
  3. Evet çok yerinde ve doğru bir tespit bu.. Ama insan bilmeli ki aşk-ı mecazi bir mutlak gerçektir.
    Ancak Baki olana muteveccih olması cihetiyle, Aşk-ı Hakikiye kapı açan bir anahtardır. Aşk mutluluğun özü ve kaynağıdır. Ancak aşk-ı beka olması, aşk-ı mecazinin maşuklarca aşk-ı hakiki boyutunda yaşanmasıdır. Gerçek mahbub O'dur evet. Ama gerçek mahbubun o olması fani mahbublar olmayacağı anlamına gelmez. Çünki herbir isim ve sıfatı insanda tecelli ediyor. İsim ve sıfatlarının tecellisi olan insana elbette aşk-ı mecazi ile bağlanmak normal olacaktır. Aşk-ı beka, Yar-ı beka kavramlarına muhatap olmak isteyen her bir kul Hakiki mahbubunu unutmayacak bu durumda.
    Muhabbet-i Hakiki ALLAH'a muhabbet-i mecazi ise yarattıklarına..
    Kalbi muhabbet ile ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel yazmışsın ya yine Risaleden nameler gibi oldu:)

      Ay ben bu kelimelerin hepsine aşinayım ama desen bi cümlede topla senin kadar güzel toplayamam:)

      Çok beğendim ağzına yüreğine eline sağlık canımsın :)

      Sil
  4. Bak görüyormusun muhabbetin başımı döndürmüş zira "bende" olmuş sende ;))
    Gülmekten bi hal oldum :))

    YanıtlaSil
  5. yine düktürmüşün yüreğine sağlık:)

    YanıtlaSil

Paylaşmak Güzeldir ;)