8.08.2012

(Sadece) Yorgun...


Bazen delice koşmuş nefesi kursağında yarım kalmış biri gibi hissediyorum kendimi. Hemen çocukluğum geliyor aklıma. Peşinden bir ağlama hissi. Sonra derin bir yanma hissi… Derken anlıyorum yaş olmuş bilmem kaç. Ellerim olmuş kocaman. İçimde ağır özlemler. Elden çıkarılamayanlar, yerine koyulamayanlar…

Ateşim çıkıyor yerli yersiz. Çok ağlayınca hep ateşim çıkar. Bazen istemesen de bakarsın o tuzlu şeyin tadına. Fark etmeden aşar yüzündeki sınırı. Bakarsın ki bir hadsizlik edip inmiş göğsüne kadar. İstersin ki sel olsun ortalık, bir çizgi film karesi gibi...

Olmaz…

Bazen öyle sıkar ki canını bir şeyler. Bazen öyle çok üzülürsün ki… Bazen öyle çok birikir ki söylenmişler söylenememişler… Ne yapsan çıkmaz içinden. Tek bir bahaneye bakar hüzün… Tek bir sebebe, tek bir söze bakar…


Amak-ı Hayal

25 yorum:

  1. Sanki "Aşk ve Hüzün" romanından bir parağraf okumuş gibiyim. Şu anda "Aşk ve Hüzün" romanının omurgası hazırlanmakta olup, yaralı bütün yüreklerin bu kitapta atışını hissedeceksiniz.

    YanıtlaSil
  2. :(( Ama unutmayalım ki her şey gibi hüzün de geçicidir...Gözden rahmet yağmurları yağmalı ki temizlensin insan ruhu ve güneş doğsun yüreğine..Çiçekler açsın, kelebekler uçuşsun, gökkuşağı çıksın....!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kahve telvesi

      haklısın...

      Ama bazende ağladıkça çoğalan hüzüler vardır. Sen ağladıkça onlar çoğalır...
      Belki bu da öyle birşey..

      Sil
  3. Hüzün dalgası çarptıysa bir insanın yüreğine Ya Mevlâsını özlemiştir yada Mevlâsı onu! Mevlâyı özleyen gönül ya hüznü bekler yada hüzündedir... Bela, gam ve keder Mevlânın sevdiklerine gösterdiği kamçıdır... Vurdukça kendine çeker... (İmam Rabbani)

    Muhabbetle sarıldım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oww bu iyiymiş ama yinede fazla hüzünden yana değilim ben..
      Sadece bazen böyle yazmaya meyilli biriyim :)

      Sil
    2. Buna sevindim ama haklısın bazen yazıların hüzün kokuyor ;)
      Zaten her zaman hüzünlü olsak hayat çekilmezdi her zaman mutlu olsak oda olmazdı. Bazen değişen duygular içerisinde olmak bize iyi geliyor. En azından benim şükrümü arttırıyor çünkü elemin zevâli lezzettir. Aklıma hemen burada risale-i nur`dan şu bölüm geldi, müsaadenle paylaşıyorum canım:


      ALTINCI DEVÂ (Lemalar | Yirmi Beşinci Lem´a | 209)

      Ey elemden teşekkî eden hasta! Senden soruyorum: Geçmiş ömrünü düşün ve o ömürde geçmiş lezzetli safâ günleri ve belâ ve elemli vakitlerini tahattur et. Herhalde ya oh, ya ah diyeceksin. Yani, ya "Elhamdü lillâh, şükür," veyahut "Vâ hasretâ, vâ esefâ!" kalbin ve lisanın diyecek.
      Dikkat et, sana "Oh, elhamdü lillâh, şükür" dediren, senin başından geçmiş elemler, musibetlerin düşünmesi, bir mânevî lezzeti deşiyor ki, senin kalbin şükreder. Çünkü elemin zevâli lezzettir. O elemler, o musibetler, zevâliyle ruhta bir lezzet irsiyet bırakmış ki, düşünmekle deşilse, ruhtan bir lezzet akıyor, şükürler takattur ediyor.

      Sana "Vâ esefâ, vâ hasretâ!" dedirten, eski zamanda geçirdiğin lezzetli ve safâlı o hallerdir ki, zevalleriyle senin ruhunda daimî bir elem irsiyet bırakıp, ne vakit düşünsen o elem yine deşiliyor, esef ve hasret akıtıyor.

      Madem bir günlük gayr-ı meşru lezzet bazen bir sene mânevî elem çektiriyor. Ve muvakkat bir günlük hastalıkla gelen elem, çok günler mânevî lezzet, sevapla beraber, zevâlindeki halâs ve kurtulmaktan gelen mânevî lezzet vardır. Senin başındaki şimdilik bu muvakkat hastalığın neticesi ve içyüzündeki sevabı düşün. "Bu da geçer, yâ Hû" de, şekvâ yerinde şükret.

      Sımsıkı sarıldım canım hayırlı iftarlar diliyorum ;)

      Sil
    3. Hüzünlü yazmaya meyilli bir yapım var. Ama bu yaşam tarzım değil...

      Yazarken ilhamı özlemden, hasretten, sevgiden, şefkatten, yalnızlıktan, merhametten alıyorum...
      Bunları hissetmeden iyi yazı çıkaramadığım zamanlar oluyor.

      Hep kendimi yazmıyorum bazen sadece iyi yazmak için yazıyı ciddiye alıp yazıyorum...
      Her hüzün benim ruh halim ama aynı zamanda beni yansıtmayan bir hüzün olabiliyor.
      Sırf yazı için o moda giriyorum yani...
      Umarım anlatabildim:)


      Bu arada Risale okumayalı baya oldu okurken biraz zorlandığımı farkettim.
      Ama zevkle okudum.
      Ve şöyle düşündüm içinde olmakla dışında olmak ne kadar başka...
      Senin aldığın lezzeti ben bu satırlardan hakkıyla alamadım eminim.
      Almamda sana ve emek verenlere haksızlık olurdu zaten...

      Hiç bilenle bilmeyen bir oluyor mu?

      Şuan aramızda kocaman bir lezzet farkı var:)

      En kısa zamanda tekrar azda olsa okumaya başlamam lazım...

      Kocaman sevgiler ve teşekkürler...

      Sil
    4. Canım bu yorumu ikinci defa gönderiyorum, bir bilsem başıma neler geldi. Evvela yanlışlıkla yazdıklarımı sildim sonrada bağlantım gitti. Ama azmettim ve sana sonunda yorumumu gönderebildim (inşaAllah ;P)

      Buna sevindim ama haklısın bazen yazıların hüzün kokuyor ;)
      Zaten her zaman hüzünlü olsak hayat çekilmezdi ve her zaman mutlu olsak oda olmazdı. Bazen değişen duygular içerisinde olmak bize iyi geliyor. En azından benim şükrümü arttırıyor çünkü elemin zevâli lezzettir. Burada hemen aklıma risale-i nur`dan şu bölüm geldi, müsaadenle paylaşıyorum canım:

      ALTINCI DEVÂ (Lemalar | Yirmi Beşinci Lem´a | 209)

      Ey elemden teşekkî eden hasta! Senden soruyorum: Geçmiş ömrünü düşün ve o ömürde geçmiş lezzetli safâ günleri ve belâ ve elemli vakitlerini tahattur et. Herhalde ya oh, ya ah diyeceksin. Yani, ya "Elhamdü lillâh, şükür," veyahut "Vâ hasretâ, vâ esefâ!" kalbin ve lisanın diyecek.

      Dikkat et, sana "Oh, elhamdü lillâh, şükür" dediren, senin başından geçmiş elemler, musibetlerin düşünmesi, bir mânevî lezzeti deşiyor ki, senin kalbin şükreder. Çünkü elemin zevâli lezzettir. O elemler, o musibetler, zevâliyle ruhta bir lezzet irsiyet bırakmış ki, düşünmekle deşilse, ruhtan bir lezzet akıyor, şükürler takattur ediyor.

      Sana "Vâ esefâ, vâ hasretâ!" dedirten, eski zamanda geçirdiğin lezzetli ve safâlı o hallerdir ki, zevalleriyle senin ruhunda daimî bir elem irsiyet bırakıp, ne vakit düşünsen o elem yine deşiliyor, esef ve hasret akıtıyor.

      Madem bir günlük gayr-ı meşru lezzet bazen bir sene mânevî elem çektiriyor. Ve muvakkat bir günlük hastalıkla gelen elem, çok günler mânevî lezzet, sevapla beraber, zevâlindeki halâs ve kurtulmaktan gelen mânevî lezzet vardır. Senin başındaki şimdilik bu muvakkat hastalığın neticesi ve içyüzündeki sevabı düşün. "Bu da geçer, yâ Hû" de, şekvâ yerinde şükret.

      Sımsıkı sarıldım canım hayırlı iftarlar diliyorum ;)

      Sil
    5. Kuzu can yorumunu aldım ki :)

      Kıyamam sana o kadar uğraşmışsın

      :)

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. Güzelim yazı tarzını biliyorum yani zamanla bende farkettim. Ve zaten bu şekilde olmanı çok takdir ediyorum. Bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durumu ve de davranışlarındaki hali anlamak ve içselleştirmek çok güzel bir yetenek. Herkesde olmayan bir yeteneğin var dolayısıyla seni ve yazılarını farklı kılanda bu zaten.

      Bak bu konuda da çok güzel bir tespitte bulunmuşsun. Evet insan bir müddet düzenli okumaya başladımı ve lezzetini aldımı bırakamıyor. Hep okuyasın geliyor. Yani her bir satırında müthiş lezzetler mevcut. Sen zaten bir okumaya başladın mı bırakamazsın hani miminde bahsetmişdin ya ;) O yüzden daimi bir risale-i nur okuyucusu olacağına tüm kalbimle inanıyorum inşaAllah.

      Ayrıca dün yorumlarda yaptığım yanlışlığı evvela bir hazmetmem lazımdı :))) Bu yüzden ancak bugün cevap verebildim canım ;)
      Muhabbetle sarıldım her daim ;)

      Sil
    2. ay ne olacak olur öyle sorunlar bazen blogta..

      Bende de oluyor böyle şeyler bazen:))


      Ah işte ondna korkuyorum meryem:)))
      Külliyatı tamamlıcam diye çatlatlatırım zordan kendimi:D

      Ağırdır risale azar azar anlaya anlaya hazmede hazmede gitmek gerekir..

      Başta anlasanda anlamasand aoku bitir ikinci seferde anlamaya başlarsınd eselerde yapamam ben öyle anlamadığım yeri geçemem:))

      Hal böyle olunca Risale-i Nur'a giriş kitabında kala kaladım:)

      Zorluyo beni ama düzenli okuyordum..

      Sonra dönem dönem ara veriyorum sebebini bilmiyorum belki hala oturtamadım...

      Ama hatırlattığın iyi oldu yine başlasam iyi olacak..

      Benim kelimelere takıntım var biliyorsun normalde sözlük okurum....
      Risale'nin sözlüğüde çok harika bi dalarsam kendimi baya zorlucam gibi geliyor...

      Ay anlatabildim mi bilmiyorum öyle bir şeyler işte:))

      Sil
    3. Canım Risale-i Nur`u okumanın tadı tabiri caizse deniz suyu içmek gibidir. İçtikçe susarsın, susadıkça içersin ;) Ayrıca şunada dikkat etmemiz gerekiyor canım.. Pratiğe dönüşemeyen, hayatımızı hayatlandırmayan Risale bilgisi bizi sadece şişirir, derinleştirmez. Bu konuda aslında çok yazacaklarım var ama kısa kesmeye çalışacağım ;P. Ve Said Nursi hz.`lerinin dilinden tavsiyeler paylaşacağım, tabi müsaadenle:


      «Risale-i Nur, sair ilimler ve kitablar gibi okunmamalı. Çünki ondaki iman-ı tahkikî ilimleri, başka ilimlere ve maariflere benzemez. Akıldan başka çok letaif-i insaniyenin kut ve nurlarıdır. (Emirdağ lahikası-1 sh:64)



      «Fehmettiğimiz miktarına memnun olup tekrar mütalaa ile izdiyadına çalışmalıyız.» (Sözler sh: 93)



      «Yazılan parçaları dikkatle ve tekrarla okuyunuz.» (Şualar sh:321)



      «Gazete gibi okumayınız. » (Mektubat sh:42)



      «Bir mevhibe-i ılahiyye olan o esrar, halis bir niyet ile ve dünyadan ve huzuzat-ı nefsaniyeden tecerrüd etmek vesilesiyle gelebilir.» (Mektubat sh:70)



      «Başlardaki başların çoğu sarhoş; okumaz. Okusada anlamaz. (Lem’alar sh:105) Risale-i Nur, siyasetle alakası olmadığından; siyasî bir kafa çabuk takdir edemiyor.» (Emirdağ Lahikası –1- sh:223)



      «Bu ehemmiyetli risalenin, herkes herbir mes'elesini anlamaz. Fakat hissesiz de kalmaz. Büyük bir bahçeye giren bir kimsenin, o bahçenin bütün meyvelerine elleri yetişmez. Fakat, eline girdiği miktar yeter. O bahçe yalnız onun için değil, belki elleri uzun olanların hisseleri de var.» (Şualar sh:98)


      Güzelim bu kıymetli eserlerin önemli faydalarından bahseden bir yazı var.
      Arzu edersen okumanı öneririm, linkide bu:

      http://www.nurnet.org/risale-i-nurun-bir-hizmeti-de-lisani-muhafaza-etmektir/

      Eğer uzatarak haddimi aştıysam hakkını helal et canım ;)
      Sevgiler..

      Sil
    4. yok hayatım uzatmak ne kelime hepsi çok güzel tavsiyeler. Demek istediğini anladım.
      Aslında bilmeyerek doğru şekilde okumuşum hep zaten...
      Anlamaya çalışıyotum anlamadan geçmiyorum ve lezzet alıyorum ama bu ağır geliyor işte bazen..
      Sanki hazmetmek için bazen ara vermeye ihtiyaç varmış gibi geliyor...

      :)

      Sil
  5. Ara vermeden hergün azda olsa istikrarlı bir şekilde okursak istifade ederiz inşaAllah.. Ya bu konuyuda çok uzattım k.bakma canım..

    ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meryemcim çok doğru söylüyorsun:)

      Bende böyle düşünüyorum..

      Ayrıca konuyu beraber uzattık ve bence hiçte kötü olmadı:)

      Teşekkür ederim

      Sevgiler..

      Sil
  6. Rica ederim canım.. Dün aklıma yine risale okumaları ile alakalı birşey daha geldi. Paylaşmadan edemeyeceğim ;P

    Önemli olan bizim Risale-i Nur`daki sayfaları (çokça) devirmemiz değil. Okuduklarımız yeter ki bizi devirsin. Bu belki bir sayfadan okuduğumuz yalnız bir cümle bile olabilir..der ve sana tüm muhabbetimle sarılırım ;P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte bu işte bu:)

      Böyle düşünüyorum hayatım:)

      Öpüyorum çok :)

      Sil
  7. Biliyorum hayatım ;).. Yazarken bildiklerimi pekiştirip kendime uyarılar yapıyorum ;).. Meryem taşınmadan dolayı okumalarını epey ihmal ettin diye.. Hadi toparlan diyorum kendime bir nevi.. Aslında sana yazarken dertleşiyorum gibi geliyor bana.. Canımsın benim..

    Ayrıca ne alem biriyim ben dimi ;P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet çok alemsin :))

      Anladım zaten ki:)

      Kendi bilgilerini tazeliyo arada benide aradan çıkarıyo dedim :)

      bi taşla iki kuş :)

      Sil

Paylaşmak Güzeldir ;)