27.11.2012

İçimdeki Çocuk


İçim ürperiyor yerli yersiz. Ne aklıma sen geldiğin için ne seni düşündüğüm için ne de seni özlediğim için olmuyor bu merak etme! Annemin dediği gibi Azrail yokluyor arada bir hepsi bu. En çok arkasına saklandığım eşyaları kenara çektiklerinde canım yanıyor. Tahmin edebiliyor musun nasıl ortada kalabileceğimi, yüz ifademi, çaresizliğimi…

Ben büyüyememiş bir çocuğum. Ve hep aynı yaşta kalmaktan ölesiye korkuyorum. Çünkü ne zaman saklansam ortada kalıyorum. Yani onu bile beceremiyorum. Bez bebeğimi sürükleye sürükleye yürüdüğüm koridorlara geri dönmüş gibiyim. Hala kendimle dertleşiyorum. Hala beni anlayan bir ruhdaşın yoksunluğuyla bez bebeğimle konuşuyorum.

Ben hep aynı saflıkta kaldım ama kimseyi inandıramıyorum. Eskiler bela okuyor, yeniler güven duymuyor. Yani anlayacağın kimle ne paylaşmışsam, kim beni anladı/ anlıyor diye düşünmüş sığınmışsam arkası karanlık… Arkası, o bahsettiğim inşaata bakan bahçemdeki salıncağın ıssızlığı gibi… Soğuk, gizemli, ıssız…

Avuç içlerimde masumiyet var benim. Yüreğim hala bir çocuğun teslimiyetinde. Görmek kimselere nasip olmamış anlaşılan. Çok geç fark ettim ki daha hiç gören olmamış elinde bez bebeğiyle dolaşan o duygusal çocuğu. Yalnız yatmaktan korkan, çekinse bile masal anlatacak birini arzulayan o çocuğu daha gören hiç olmamış…


Amak-ı Hayal