5.12.2012

Sevginin Muhasebesi



Bazı ilişkiler yanlış dönemlere denk gelir. Doğru kişi bile olsa karşıdaki, zorlu bir dönemi teğet geçmek her zaman kolay olmaz. Tanışma döneminin tozpembeliğine ailesel ve kişisel problemler girince daha en başından ayağı yere basan ve fedakârlıkların, toleransın yoğun olduğu bir sürece hızlıca girilmiş olunur. Tek taraflı ise bu problemler diğer tarafın desteğiyle pek ala çözülebilir fakat iki tarafında problemleri varsa iki kat üç kat daha normalin üstü efor harcamak MECBURİDİR.

Aslında seven insanların aşamayacağı çok fazla sorun yoktur. Çağın “ben sen” kavgasıdır her şeyi tatsız tuzsuz bırakan. Paylaşılan sorunlardan kendine fırsatlar çıkaran, üzgün olduğun için senden sıkılan, işin kötüsü bütün zorluklarında yanında olucam deyip de söylediklerini (sıkıntılarını) sana karşı kullanan o yoldaşın oyunbozanlığıdır her şeyi kıran, ortadan kaldıran.

Neyin acizliğini yaşarsan yaşa, neye üzülürsen üzül anladım ki sensin esas olan. El yine el kalıyor ne kadar sevsende. Hesap kitap yaptığı vakit kaybediyor o içindeki alevi. Sen ne kadar alıştırmalık atmaya çalışsanda, gürleşmesi için tutunsan da ona, ateş gittikçe cılızlaşıyor. Gözünün önünde yavaş yavaş sönüyor ve her bir taraftan ölesiye acı çektiriyor.

Sevgiye alacak verecek davası katanlar mutlu olamıyor. Bir yaraya merhem olmadıkça büyümüyor sevgi. Sığınamadığın insandan eş olmuyor. Yar olamıyorsun doyumsuzluk hastalığına yakalanmışsan. Hep daha fazlası derken tatmin etmiyor sevgi.

Hâlbuki bakışarak büyürdü sevgi eskiden. Büyük hediyelere gerek yoktu. Elini tutmak dünyaya eş değerdi. Tüm sıkıntılarda kol kanat gerilirdi. Canı pahasına sahiplenmek vardı. Sakınılırdı… Sevgili üstünden geçinilmeye çalışılmazdı hele gün yüzü görmemiş duygularına hiç dokunulmazdı. Uzaktan marifetlice seven insanlar vardı. Özlemin anlamını yozlaştırmadan kıymet bilenler vardı. Demem o ki sevmek o zaman bir başkaydı…

Şimdi bir yığın aşina duygu elde etmek zorunda kalmadan, varlığını son kılamadan, elini tutup bırakmam seni diyemeden gidiyor giden ve geliyor ondan daha beteri… Sonra yoruldum cümleleri, güvensizlik cümleleri, tahammülsüzlük ifadeleri falan filan…

Ve tek bir cümle başkaldırıyor can çekişen ilişkiye son darbeyi vuran;

Gittiği yere kadar...


Amak-ı Hayal

30 yorum:

  1. Aklıma Yeditepe İstanbul dizisi geldi. "Aşkın kar-zarar defteri yok. Alacağın varsa yüreğine yazacaksın" diye bir cümle geçmişti orda. Şimdilerde hesapsız sevmiyor kimse. O yüzden kazanç beklerken kaybediliyor hep..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ovv! ben bu sözü niye hiç duymamışım çok iyiymiş :)

      Sil
  2. Senin icini acitan biri olmus :-(
    Degerini bilene deger ver,ufak hesaplarin insani yari yolda birakir zaten seni .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. haklısın...
      Ama ama ama işte...

      of :(

      Sil
  3. ''Sevenin önünde engel olur mu?
    Yanan ile yanmayan bir olur mu?''

    işte öyle birşey...

    Babası oğluna demiş;
    - Hele oğul anlat bakayım
    sen şu kızı ne kadar seversin?
    -Vallah Billah çok severem baba ,
    görünce aklıma düşüyür'' !!!!!!

    bu da böyle birşey...

    YanıtlaSil
  4. mutlu aşk olunca olmaz dimi o aşk..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sanırım:)

      Ya da var bana denk gelmiyo...

      Bilemezsin ki :)

      Sil
  5. son satırlar karamsar ama önceki sevgiyi anlattığın paragraflar çok çok iyi.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oooo deep gelmişmişte okumuşmuşta amanda aman:)

      Kocamannnnnnnn sevgiler o zaman sana.

      Seni görmek çok güzel sevimli şey:)

      Sil
  6. Yanıtlar
    1. Var tabii lan midende uçuşan onca kelebeğin başka bir izahı var mı ki deli :D

      Sil
  7. bu başlık olmamış;olması gereken başlık şu olmalıydısevgisizliğin muhasebesi.öyle güzel anlatmissinki kelimesi kelimesine akılsız insanlar tarafından yaşananları.evlilikte % 90 yaşanan durum yazdıklarından ibaret.ALLAH bu yazdıklarını bundan sonra kimseye yaşatmasın İnşaAllah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah canım.

      Fedakarlık güzeldir.

      Hangi söğüt dalı kırılmış eğilmekten diyorum ben hep.

      Karşılıklı eğilmek (muhabbete çevirmek) güzeldir...

      Sil
  8. Aşkın hesabı kitabı yoktur. Aşk ıstırap verse de yaraları iyileştiren yegane iksirdir bence. Eğer değilse yaşadığın aşk değil imitasyondan öteye geçemiyor. İki insan, samanlık seyran olur diyemiyorsa eğer, ip atlamasını bilmiyorsun demektir. Beş taş oynamayı özlemişin demektir. Kaydırak oynarke, sek sek basarken çizgiye basarak yanmışın demektir. Neydi o eskiden evcilikler oynardık. Birimiz anne, birimiz baba olurduk. Baba sorumluluğunu bilir, işe gider para kazanır eve getirirdi. Anne çaputtan bebekler yapar, beşiklerde sallardı.

    Bence kimliği ve kişiliği oturmamış kimseler aşkı taşyamazdı. Bir mücevherin değerini bilemeyenler avucundan bu değeri düşürerek kendi sonunu getirenlerdir. Bir insan gönülden düştü mü, bırak gitsin, gittiği yere kadar; isterse cehenneme kadar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her zaman yorumlarını çok beğenmişimdir hocam.

      Ama bu gerçekten çok çok güzel oldu.

      Bayıldım ya sen harikasın...

      Sil
  9. Ben merhaba demeye geldim hemşehrim..:)

    Bu "AŞK" denen illet tehlikeli bi şey aslında.. Bazen gögün katlarına çıkarır insanı,bazen de yerin yedi kat dibine sokar..
    Bazen cennetlerde dolaştırır,bazen de cehennem ateşine yakar..

    Yani anladığım kadarıyla akılın faaliyet alanında pek işi olmuyor..genelde akıldışı seyrediyor..
    ben de başkalarının yalancısıyım..:) "aşk kalbe girince akıl seyahate çıkıyormuş" diyorlar..

    Saygı ile..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin:)

      Yani başkaları böyle olduğunu söylüyor, sen başkalarının yalancısısın öyle mi?

      Yani sen bilmiyorsun nedir ne değildir...

      Hı hı bende inandım:)

      Sil
  10. Sanirim Sadi Sirazi`nin bir sozu "Gercek ask,atesten bir denizi mumdan bir kayikla, gecmektir."
    Askin bedeli buyuktur. Bedel buyudukce ask da buyur. Ask buyudukce cekilen acilar dayanilmaz olur..Ve insan her nedense bunlari anlayamiyacak, kiymetini bilemiyecek birine tutulur..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ne sözler varmış maşallah döktürdünüz he:)

      Hep kıymetini bilmeyene verilir değil mi o da bir şans tabii (mi desek)...

      Sil
  11. Güzel yazı , en sondaki not tam bir özet..
    Sen mutlu aşk yoktur demişin ben dahada güzelini söyliyim..
    Aşk diye bir şey yok..
    Aşk ve sevgi çok farklı şeyler..Aşk pembe toz, dürtülerin karmaşası..Sevgi esas olan birde saygı..Huzur bulduğun, karmaşa yaşamadığın, kırılmadığın, güvende hissettiğin..Bu sevgi..
    En güzeli de bu sanırım değil mi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aşk sevgi farklı şeyler evet.
      Bunu "beş sevgi dili" kitabı çok iyi açıklıyor.

      ama aşkta sevgide var hayatım yok demek var olanı görmemek için ellerinle gözlerini kapatmaya benzer.

      :)

      "Huzur bulduğun, karmaşa yaşamadığın, kırılmadığın, güvende hissettiğin..Bu sevgi.."

      Budur sevgi! Hemfikiriz canım:)

      Sil
  12. Güzel tespitler. Ben de bazen yazmak istiyorum bu konuda aklımdakileri blogda...

    Böyle, yumuşacık akan bir kalemin var bu tip deneme yazılarında.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazmalısın o zaman:)

      Teşekkür ederim..

      Kocamannn sevgiler:)

      Sil
  13. Mesleki Deformasyon24 Aralık 2012 03:16

    Daha pratik aşk tarifleri de var örneğin yanlız kalmamak gibi.. Savrulmamak için birilerine tutunuyor olabiliriz.. Bunun şiirsel bir tarafı yok, aksine buz gibi gerçek ama gerçek hayal kırıklığından daha az can yakıyor..

    Birbirimize katlanıyoruz işin gerçeği bu.. Birini karşılıksız sevmekse.. Kendimizi kandırmayalım aslında şunu söylüyoruz; sana herşeyimi verdim şimdi sen de benim önümde diz çök!..

    Neden? Daha makul ölçülerde yaşanamaz mı aşk? Neden herşeyi bu kadar abartıyoruz? Sadece vakit öldürüyor olamaz mıyız?

    Benim öyle büyük beklentilerim yok.. Nefes alabilen ve havamı tüketmeyen herşeyle birlikte olabilirim.. Buna ruhsuzluk diyorlar.. Sanırım ruhu şekillendiren şeyin acı çekmek olduğunu söyleyen o kadim hurafeler yüzünden..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu da farklı bir bakış açısı tabii...

      ruhu şekillendiren şeyin adı gerçekten acı.

      Bak etrafındaki üretilmiş onca güzel esere, bir çoğunun kokusunda sevgi ve beraberinde çekilmiş bir yığın acı var. Yani güzel birçok duygunun altında aynı zamanda acı yatar...

      Daha makul ölçülerde sevemiyor insan. Sanırım fıtratla alakalı...

      Sil

Paylaşmak Güzeldir ;)