18.01.2013

Üst Geçidin Seyyarları


Bugün yine üst geçitten geçiyorum. Üstüm olabildiğince kalın. Dar geçidin alaca karanlığına karışmış yine bütün seyyar satıcılar. Sevimli buluyorum. Nerede ne satacaklarını hiç bilmiyorlar gibi. Ama en çok onlar biliyor aslında; sus diyorum kendime. Hava kışın ortası ne sıcak ne soğuk… İçimdeki sevince karışıyor bu ister istemez ve garipsiyorum elimde olmadan.

Yüzlerce insanın geçtiği o geçitte doğru düzgün hiç satış olmaz. Kimse kumanda almaz mesela. Sakız almaz. Mendil belki… Kazak almaz ki zaten zor beğeniriz böyle şeyleri. Ucuz trikolara ve o canlı renklere sinmiş bir sürü belirsizlik vardır . Boy boy eşofmanlar görürüz. Pepe oyuncakları da çok revaçta mesela…

Azmin mi örneği onlar çaresizliğin midir bilinmez. Kazanıyor mudur acaba yetirebiliyor mudur bilinmez. Ama dilenmiyorlar bu çok gurur verici. Hızla herkes gibi geçtiğim o yollarda her birinin ne hissettiğini anlamaya çalışmak niye bilmiyorum. Aynı karelerde farklı biri vardı bugün. Önünde sadece beş adet sırayla dizdiği sakızlara uzun uzun bakan bir kız. Alıyım hepsini hadi evine satış bitti diyeyim istedim. Ama diyemedim…

Öyle kolay değil bazen…

Demekte…
Gitmekte…

Amak-ı Hayal

4.01.2013

Anladım!


Bütün iklimleri üstümde hissediyorum
Kasıp kavuran sıcaklığın
Buz tutturan o zemheri ayazın
Kemiklerimde ayarsız bir bahar esintisi
Bir şey var bilmiyorum ki nasıl tarif etsem
Ağız dolusu hıçkırık
Sular seller gibi bir ağlayış
Gırtlağa çökmüş keskin bir üzüntü…

Öyle mahcubum ki kendime
Acımamışım meğerse
Şimdilerde anlıyorum neden akmıyor bazı bölgelerime kan
Şimdi anlıyorum neden hibe edilmek zorunda sol tarafım
Ağlamak nefesimi tuta tuta
Ne demekmiş anca anladım…


Amak-ı Hayal

3.01.2013

Tekrardan İbaret


Rüyamda seni görüyorum. Öyle sinir bozucu ki anlatamam. İçimde kocaman bir haksızlık hissi var sanki. Gördüklerimden hoşlanmıyorum. İçim acıyarak uyanıyorum. Çok sevdiğimden olmuyor bunlar. Yine fazlasını verdiğimden oluyor. Acıyor musun verdiklerine dersen asla. Ama kıyamadıklarım vardı arasında…

Sen hiç sevememişsin beni… Özlemmişsin… İnanmamışsın, bana hiç güvenmemişsin… Nasıl acımasın içim. Sen bunların tatsızlığı tuzsuzluğuyla güldün yüzüme belki. Ben sevinçten sarhoş olmuşken sen eminsizlik içindeydin. Bir güzel sözün hatırı kaldı içimde ve birçok içime batan sözünde acı hatırası…

İşte öyle…

Amak-ı Hayal

2.01.2013

Hiç...


Beklemek diye bir şey yoktur. Tıpkı gitmek diye bir şey olmadığı gibi… Beklerken gider insan ve giderken bırakır tüm benliğini var eden duyguları emaneten de olsa…

Umurunda olmaz bazen bitenler. Kalmak ile gitmek arasındaki değeri ölçemeyecek kadar flu bir hale gelir ilişki. Ki pişman olma olasılığı ile doğru karar verememe tehlikesinin çanları uzaklardan ses verir. Kulaklar sağır, dil ise öfkelidir…

Sen ben derken kabuğu kalkar geçmişin. İçinden bir yığın es geçilmiş birikim çıkar. Bu kadar mı kinliydin bana karşı dersin, şaşkınlık yeni başlangıçların habercisi…

İşte öyle anlamsızdır ki kalmak ve gitmek. Bazen giderken müebbet kalırsın ve bundan hiç kimsenin haberi olmaz. Bazen kalırken gidersin, bedenini yanındakine satar ruhunu başka gönülde beslersin. Bazen hiçbiri olmaz Arasat da kalmak gibi ne gelirsin ne de gidersin. Ne cennetin tadını bilirsin ne de cehennemin azabını…

Tek bir gerçek var ki “bitti” denilen hiçbir ayrılık cümlesinde, o yarım kalmış hikâyenin sonunu kimse bilemez, bilemeyecek. Belki elinden sabun köpüğü gibi kayıyordur hayatının en değerli varlığı. Belki de gerinde bırakmaya çalışarak en mantıklı kararı verdin…


Amak-ı Hayal