30.09.2013

***06-10-2013***

Zorla tırmandığım bir yokuşun son demiydi. Belki ettiğim en uzun soluklu dua… Sonra her şey yokuş yerine yokuş aşağı oldu. Tepe taklak olmak değil bahsettiğim. Kısa bir sürece dünyaları sığdırıp tek kişilik hayatı çift kişilik yapan kararlar almak…

Zor olur sanmıştım. Ömürlük sevebileceğin biriyle karşılaşmak, kararlar almak, bu süreci korkmadan tereddüt etmeden içine sinerek yaşamak… Zor dediğim her şey kolay oldu. Harfiyen yerine gelen bir dua oldu ömrümün en güzel hediyesi. İyi ki geldin sevgili.

Huzurluyum… Derin nefes alıp yeni gözlüklerimle hayata daha net bakıyorum. Bu aralar adım ibiş diye geçiyor… Küçük burnumun üstünde kocaman kalın çerçeveli bir gözlük taşıyorum. Bloğumun küçük masum çocuğu hala büyüyemedi. O yüzden gelinliğimde papyon olacak. Çok sevdiğim krem rengi süpergalarımı giymeme izin vermediler. Avuçlarıma çocukluğumun en renkli ve muhteşem kokulu hatırasını yakacaklar. Ayrılıklara alışkın gönlüme vedalar katacaklar. Muhtemelen ağlayacağım şimdiki gibi. Ve güleceğim aptal aptal. Aslına bakarsan iki duyguda karmakarışık…

Yalnız uyumaktan hoşlanmadığımı söylemiştim değil mi? Evet, kesin söylemiş olmalıyım. Kız kardeşin boşluğunu hissedemeden yeri dolacak. Sanırım ben hep şanslıydım bu konuda. Tek kişilik yatakta iki kişi yatmayı öğreneli de çok oldu. O’na tek kişilik yatak al o kadar uzak uyumaya alışkın değilim demek istedim. Güler diye vazgeçtim…


Masal bitiyor. Belki de kâbus demeliyim. Kim ne için kırdıysa beni unuttum gitti. Yalancıyı, inançsızı, güçsüzü, bağıranı
nı hepsini bu gönülden azat ettim… Ben çocukluğumu onarılmış götürmek istiyorum oralara. Yeniden ve yeniden aynı direnişlere mahsur kalmadan yaşamak istiyorum. Hissediyorum bu sefer yanılmıyorum…

Dinlenesi 

Amak-ı Hayal