4.04.2014

İlle de Aşk İlle de Aşk

Hangi şarkı artık aşkı anlatıyor ki… Dilde hece hece özümsenmiyor sevgiler. Sevda, aşk, sevgi, merhamet diyorum ya hep, çok çiğnenmiş bir sakız tadı artık. Tutuşmuyor sevgililer. Yanmayınca da pişmiyor ki sevgi dediğin meret. Merhametle pekişmeyince tadı damakta kalmıyor ki…

İnsandan arta kalan en manidar şey olsa gerek aşk. Her dilde her canlıda vücut olabilen… Doyumsuz, dipsiz, gücü tükenmeyen sevgiler nasip etsin kader. Etsin ki bil aşka sırt dönmek nasıl bir ahmaklık. Aşk ümitsizlik bilmez, küsmek bilmez, imkânsızlık bilmez. Ne vakit sarsan sarmalasan birini, ürperir kalbinin en naif hücreleri. Gönlü zengindir aşığın, sevgisi baki… Ruhunda meltemler, içinde bin bir renk…

Şikâyeti sevmek olanın davası küçülmüştür. Gölgesi cılız kalmış içine ümitsizlik tohumu düşmüştür. Aşkı dilinde olanın gözünde ışık bulunmaz. Fark ettin mi? Zamanla yitiyor destanlar. Artık kimse kimseyi kendinden daha çok sevmiyor. İlahi rahmete giden bir ışık olarak kullanmıyor aşkın tadını. Islanmıyor kalpler sevginin gözyaşında. Avuçlarında hissedemediğin aşkı kaybetmek korkutmuyor. Bilmiyor çoğu, yaşamıyor. Sonra biri geliyor öteki gidiyor. Biri başlıyor, ötekide başlıyor, öncesi sonrası, birliği, tekliği karma karışık oluyor… Ve bir vakit açıp da gözlerini gördüğün tek şey ıssızlık oluyor.


Mantıklı aşk duydun mu sen hiç… Ben duymadım, yaşamadım, yaşayamadım… Elime ne zaman aklımı alsam duygularımın isyanını bastıramadım. Akılla aşkın arasında kalırsan eğer aşkı seçme. Evet, seçme… Çünkü seçme şansı bırakmaz aşk. Sen düşünürken o usul usul yola koyulur. Kaybolur… Yok olur… Toz olur… Duman olur… 


Sözde Yazar...

1.04.2014

Issızlaşıyorum...

Kaldırım çizgilerine basmadan kat ettiğim yollardaki çocukluğum… Bakkalıyla evi arası dünya mesafe olan, o sevimli oyun saatlerinden çalınmış zamanlarım. Hepinizi özlüyorum. Özlemeyi türlü türlü hislerle yaşıyorum. Kimisi keskin bir koku kimisi de fırtına gibi gelip geçen bir duygu yoğunluğu…

İncelmiş kalbimde dünyayı dolaştırıyorum ben. Büyümüş bedenimle çocukluğumun ruhu el ele dolaşıyor. Bazen kaybediyorum onu. Ne kokusu ne duygusu uğramıyor hiç hatıralarımın eşiğine… Ne vakit o çocuk kaybolsa zihnim bulanıyor. Vicdanımda el değiştirmiş hoyrat bir kullanılmışlık… Issızlaşıyorum… Ne zaman birinin sesi yükselse O’nu arıyorum.

Keşke diyorum kendime daha sıkı tutsaydım elini. Avucumda avucunu terden su kesse dahi bırakmasaydım hiç. Kaynasaydı ellerimiz birbirine müebbet… Sen ki benim geçmişim, en ıssız günlerimin güneşi, en özelim. Sen ki yalnızlığımın en anlayışlı arkadaşı… Sen ki en saf en masum yanım… Ne vakit çocukluğumun kokusu kaybolsa saflıkta gidiyor ruhumdan. Gözlerinde nefret olan insanları görüp tedirgin oluyorum. Bambaşka bie dünyaya atılmış hissediyorum kendimi.

Velhasıl elinden doğru düzgün tutamadığım kıymetlim. Seni hem seviyorum hem de çok özlüyorum. Ben bıraksam da sen bırakma beni. Ben kaybetsem de sen ne olur kaybolma. Gönlümde ki onca iyiliğin güzelliğin tohumusun sen. Sensiz büyüsem dahi sensiz yeşeremem… Yeşeremedim de…


Amak-ı Hayal