30.09.2014

Alışılmışlıklar Pişmanlıkların Habercisi

Nasıl oluyor da kıymetini bildiğini zannettiği halde hata(lar) yapabiliyor insan. Alışkanlığın umursamazlığına mı düşüyoruz acaba? Hangi bencilliğin saklambacında kayboluyor sonsuza dek o saklananlar? Bir senaryonun sonunda öylece tek başına kalıveriyor insan fark etmeden… Sonra zaman öğretiyor, kıymetsizliğin nasıl bir zehir etkisi yarattığını. Alışılmışlığın nasıl bir tüketme şekli olduğunu görüveriyoruz yavaş yavaş. Derin bir uykudan uyanır gibi uyanıyor farkındalığımız. Ne kadar çok uyumuşum hayıflanması gibi bir hayıflanma yaşıyor zihnimiz. Geri dönüşlerin çaresi var mı? Kıymetsizliğin telafisi var mı?

Bedeli yalnızlık olan entariler biçiyoruz üzerimize. Tamda uyduruyoruz kendimize eksiksiz, artıksız. Cümlelerimiz daha çok –miş li geçmiş zamana bulaşmaya başlıyor. Hatıraları daha fazla zihnimizde çevirip duruyoruz. Zaman affetmiyor… Zaman yanlışları telafi için geç kalınmışlık sinyalleri verirken, yıkıntılar içinden bir sevgi eli zuhur etmedikçe, değişmiyor bu döngü.

Sevgi büsbütün bozuyor bütün dengeleri. Bütün telafilerin umut ışığı da yine sadece sevgi… Kendi üzüntünde yine kendini yorarken, önünü aydınlatacak olan da yine sadece O’nun sevgisi…

~Sözde Yazar~

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Paylaşmak Güzeldir ;)