27.08.2016

...

Karıştırdım… Epeyi aradım fakat bulamadım. Çünkü aradığım o tatlı satır aralığını/ aralıklarını silmiştim. Sildiğim günü çok iyi hatırlıyorum. Hani Molla kasım nasılda yakıp yıkmıştı, akan dereye savurmuştu bir bir can Yunusun şiirlerini ve sonrasında ne de pişman olmuştu… Bu dönemin Molla Kasımıyım desem, kendimi zelil dahi görsem de yetmez kibrimi anlatmaya. Ne zararı vardı sana üç beş candan yazılmış kendi halinde cümlenin…

Aklıma sonra Şemsin 39. Kuralı geldi: “Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz. Her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.” Belki de bu benzetmem işte tam da bu söz yüzünden isabetliydi.

Bu zamanın Kasımı olmaya değil şahsıma atfen dizilmiş cümlelerin Şemsi olmayı isterdim. Ruhdaşlık, aşk, sufilik, karşılıksız, katıksız bir gönül zenginliği… Sahi insan nerede yaşamalı? Dünündeki Molla Kasımla mı yoksa yarın için olmayı arzu ettiği Şems de mi? Meğer Kasımla ne de benzermişiz. Kalanlar kıymetlendi, gidenlere selam olsun. Hak etseydim dururlardı yerli yerince hepsi, demek ki artık benim olmayı istememiş birçok cümlenin, topluca kaçışıydı bu. Yazanın canı sağ olsun.



S'özde Yazar

5.08.2016

YARİM/ YARIM

Bitmiş bir kitap gibi rafa kaldırabilir miyim seni? Solmuşsan ve hala bir saksıda öylece yeşerme ihtimaline dair tutuluyorsan ama aslında hiç ümit yoksa... Belki bir satırın, sonrası olmayan cümlesi gibi kalakalmışsan... Ne anlamlı ne de anlamsız bekleşiyorsa her kelime... Bardağın dibinde kalan son yudumluk çaysan ve soğudun için serpilmişsen bir tarafa... 

Bakma aslında hepsi aynı ihtimal... Hepsi aynı Yar’dan kalma yarım kalmışlık hissi... Hem tüketilmiş hem tükenememişliğin ifadesi...

~Sözde Yazar~