5.10.2016

SATIR ARALIĞI

Bu satırlardan birkaç nefes geçti. İç çeke çeke, sessiz sedasız, sadece “ben seni sevdim ve çok özledim” diyebildiğim. Özlemle sınanmış hayatımın en güzel hikâyesiydin sen, o, bazen de bir başkası. Ne çok sevmelerin var senin, dediğini duyar gibiyim. Küçücük bir insanın kocaman sevişi…  Bazen sızlayan bir kalpten alıp da tekrar inşa ettiğim. Ağlarken bağrıma basıp sevdiğim.  Anne olup çocukluğundan öptüğüm. Geçti deyip de geçiremeyince beraber perişan olduğum. Çok anladıklarım… Az yaşadıklarım…

Anladım seni, onu, ötekini. Hastalığından, sancısından, zayıf oluşundan, güçlü duruşundan sebepler çıkarmadıklarım. Aynı sızılar peyda olduğunda gözünden tanıdıklarım. Sevildiğim, bazen de terk edildiğim. Hissini, kalbimdeki yerini, gülüşünü, yazdıklarını söküp atamadıklarım… Ağlaya ağlaya sildiğim geçmişe dair hatıralarım. Ne kadar çoğul cümlesi kurduysam aslında bir o kadar da az insanla yaşadığım, her satırı kıymetli kalanlarım. Kimseye gücenmedim, incinmedim… Kalbimi canımla birlikte sürükleyenlere canın sağ olsun dedim ve geçtim.

Ansızın hiç hesapta yokken sen nereden ç … Aslında seni hiç katmasam bu yazıya… Sen bu tecrübelerin dışında başka bir yangısın. Sebepsizsin.., Belki bir imtihan belki bir lütuf…Ne olduğunu ilk defa anlamayamadığım ama anla… Yine kıyamadığım… Çok sözle uzun uzun konuşamadığım, adının geçtiği her yere yazılar yazdığım. Ne iyi ettin de geldin sen diyemediğim… Yerini yurdunu bilmiyorum senin. Sokaklarından haberim yok. Anlamak istemiyorum seni. Biliyorum anlarsam bir çocuğu sever gibi seveceğim seni…


~S'özde Yazar~

3.10.2016

Mutlu Sabahlar

Gözlüklerimi takmayınca hayata dair ne varsa puslu  görüyorum. Cevapları biliyorum  ama gözlüksüz cevap vermeye sanırım  korkuyorum... Ve onca kalabalığın ortasında,  bir bankta,  akşamın bir vakti  şu soruyu  cevaplıyorum...

"En mutlu uyandığın sabah hangisi diye soruyor biri..." Bu soru bir sürü cevaplara gebe... Savuşturamıyorum başımdan. Anlıyor... Anladığı  için beni rahat bırakıyor... Bu soru  zamanı tüketir, oysa zaman aynı hane içinde  başka insanlarada ait... Susuyorum...

Neydi biliyor musun cevap? Çocukluğuma dair sorsan, bayram sabahı derdim. Ev temiz, kavga yok, nevresim dahi temiz kokuyor, kahvaltı güzel, bayramlık var başucumda... Kokusu var onun biliyor musun... Yeni kokuyor...Ben seçmemişim ama olsun en güzelini  seçmişler... Saçlar upuzun, hayat  güzel kokuyor içimde kelebekler... Bayram harçlığı  yok ama  kapı kapı bayram kutlaması var. Kabuklu  fındık var. El öptüren tombul teyzeler var... Karşılıklı  dişlerimizi gösterdiğimiz mutluluklar var ortalığa savuşturulmuş...

Şimdi sorsan en mutlu sabah; gecesi en mutlu en sevinçli en huzurlu  uyunmuş bir günün sabahı derim...  Her zaman olmaz tabi. Bazı geceler kötü biter  ama yinede  en mutlu sabaha  tek bir günaydın sözü yeter. Günaydın... Her şeyi anlatır. Sabah daha gözünü açmadan söylediğin söz, verdiğin cevap her şeyi anlatır... Anlatılan güzelse  en güzel sabaha uyanırsın...

Tek bir alışkanlık, bir nefes, bir söz, bir dokunuştur bazen... Mutlu sabahlar, içinde bir ateş yandığı zaman  başlar ve sönene  kadar devam eder...

İnsan  büyüdükçe  mutluluğa yüklediği  anlam  sadeleşir... Sonra yine küçüklüğüne dönmeye başlarsın... Büyüklüğün zirvesinde yine çocukluğa dönüş vardır. Yine ufak şeylere büyük sevinçler duyduğun ve başka hiçbir şeye değişmeyeceğin  beklentisiz sevinçler başlar...

Demem o ki kısa sorular uzun cümlelere gebe  ve bazılarını anlatmak öyle zor ki...

Şimdi ben sana soruyorum
En mutlu sabaha  en son ne zaman uyandın...

Sevgiler...

~S'özde Yazar~