3.10.2016

Mutlu Sabahlar

Gözlüklerimi takmayınca hayata dair ne varsa puslu  görüyorum. Cevapları biliyorum  ama gözlüksüz cevap vermeye sanırım  korkuyorum... Ve onca kalabalığın ortasında,  bir bankta,  akşamın bir vakti  şu soruyu  cevaplıyorum...

"En mutlu uyandığın sabah hangisi diye soruyor biri..." Bu soru bir sürü cevaplara gebe... Savuşturamıyorum başımdan. Anlıyor... Anladığı  için beni rahat bırakıyor... Bu soru  zamanı tüketir, oysa zaman aynı hane içinde  başka insanlarada ait... Susuyorum...

Neydi biliyor musun cevap? Çocukluğuma dair sorsan, bayram sabahı derdim. Ev temiz, kavga yok, nevresim dahi temiz kokuyor, kahvaltı güzel, bayramlık var başucumda... Kokusu var onun biliyor musun... Yeni kokuyor...Ben seçmemişim ama olsun en güzelini  seçmişler... Saçlar upuzun, hayat  güzel kokuyor içimde kelebekler... Bayram harçlığı  yok ama  kapı kapı bayram kutlaması var. Kabuklu  fındık var. El öptüren tombul teyzeler var... Karşılıklı  dişlerimizi gösterdiğimiz mutluluklar var ortalığa savuşturulmuş...

Şimdi sorsan en mutlu sabah; gecesi en mutlu en sevinçli en huzurlu  uyunmuş bir günün sabahı derim...  Her zaman olmaz tabi. Bazı geceler kötü biter  ama yinede  en mutlu sabaha  tek bir günaydın sözü yeter. Günaydın... Her şeyi anlatır. Sabah daha gözünü açmadan söylediğin söz, verdiğin cevap her şeyi anlatır... Anlatılan güzelse  en güzel sabaha uyanırsın...

Tek bir alışkanlık, bir nefes, bir söz, bir dokunuştur bazen... Mutlu sabahlar, içinde bir ateş yandığı zaman  başlar ve sönene  kadar devam eder...

İnsan  büyüdükçe  mutluluğa yüklediği  anlam  sadeleşir... Sonra yine küçüklüğüne dönmeye başlarsın... Büyüklüğün zirvesinde yine çocukluğa dönüş vardır. Yine ufak şeylere büyük sevinçler duyduğun ve başka hiçbir şeye değişmeyeceğin  beklentisiz sevinçler başlar...

Demem o ki kısa sorular uzun cümlelere gebe  ve bazılarını anlatmak öyle zor ki...

Şimdi ben sana soruyorum
En mutlu sabaha  en son ne zaman uyandın...

Sevgiler...

~S'özde Yazar~

2 yorum:

Paylaşmak Güzeldir ;)